Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral'dan fon krizi çağrısı: Hazine ve Maliye Bakanlığı daha aktif olmalı
Özet haber: Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, fon kriziyle ilgili sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların kamuoyunu düzenli ve açık şekilde bilgilendirmesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, yaşanan fon kriziyle ilgili sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirterek başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere ilgili resmi kurumların daha aktif olması ve kamuoyunu düzenli şekilde bilgilendirmesi çağrısında bulundu. Saral, ekonomik güvenin sağlanması için belirsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Saral, “Yaşanılan fon kriziyle alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır” ifadelerini kullandı.
AK Partili vekil Serkan Bayram'dan 'fon krizi' tepkisi: Engellilerin hakkı Fatma Betül yesin diye mi elinden alındı?
Saral, krize ilişkin farklı kesimlerden gelen açıklamaların da süreci etkilediğini belirterek, bir tarafın meseleyi “dış güçler” söylemine bağladığını, diğer tarafın ise AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalıştığını söyledi.
Saral, “Bir taraf meseleyi ‘dış güçler’ söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır” dedi.
Fon krizinin faturası ağırlaşıyor: "Borsada 117 milyar dolar eridi"
AK Parti’nin milyonlarca kişinin emek verdiği büyük bir siyasi hareket olduğunu ifade eden Saral, parti içerisinde art niyetli davranan veya kişisel çıkar peşinde koşan kişiler olması halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gereken iradeyi ortaya koyacağını belirtti.
Saral, “AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.
Şamil Tayyar’dan AK Parti'ye fon krizi uyarısı: Toplumsal öfke kabarıyor, vakit daralıyor
Sürecin hukuk ve devlet mekanizmaları tarafından yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Saral, soruşturmanın yerine geçilerek hüküm verilmemesi ve sürecin siyasi hesaplara alet edilmemesi gerektiğini söyledi.
Saral, “Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin” dedi.
Saral, sürecin mutlaka şeffaf yürütülmesi gerektiğini yineleyerek başta Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere ilgili resmi kurumların ve bürokratların daha aktif rol almasını istedi.
Saral, “Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Resmî açıklamaların gecikmesinin bilgi boşluğu oluşturabileceğini belirten Saral, bu boşluğun siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiğini ifade etti.
Saral, “Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun ‘Yönetimde ben olsam çözerim’ diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez” dedi.
Sürecin sonucundan bağımsız olarak devletin gereken adımları atacağını belirten Saral, konunun yalnızca siyasi bir tartışma olmadığını vurguladı.
Saral, “Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir” ifadelerini kullandı.
Yaşanılan fon krizi ile alakalı süreci sulandırmaya, zihinleri bulandırmaya ve piyasaları belirsizliğe sürükleyecek açıklamalara artık son verilmelidir. Böylesine ciddi bir süreçte herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, kamuoyunun güvenini zedeleyecek söylemlerden uzak durmalıdır. Bir taraf meseleyi “dış güçler” söylemine bağlayarak Millî İstihbarat Teşkilatımızı zan altında bırakmaya çalışıyor. Diğer taraf ise çeyrek asırlık AK Parti teşkilatını ve milyonlarca mensubunu, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlarla aynı kefeye koymaya çalışıyor. Bu yaklaşım ne hakkaniyetlidir ne de siyasi gerçeklikle bağdaşmaktadır. AK Parti, milyonlarca insanın emek verdiği büyük bir siyasi harekettir. Bu büyük yapı içerisinde art niyetli davranan, kişisel çıkar peşinde koşan kim varsa Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar olduğu gibi gereken iradeyi ortaya koyacaktır. Bırakın kurumlar görevini yapsın. Hukuk, denetim ve devlet mekanizmaları kendi işini yapsın. Hiç kimse soruşturmanın yerine geçerek hüküm vermesin; hiç kimse de süreci kendi siyasi hesabına alet etmesin. Ancak bununla birlikte süreç mutlaka şeffaf yürütülmelidir. Başta Hazine ve Maliye Bakanlığımız olmak üzere ilgili resmî kurumlarımız ve bürokratlarımız bu süreçte daha aktif olmalı, kamuoyunu düzenli ve açık biçimde bilgilendirmelidir. Ekonomik güvenin en temel şartı, belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır. Resmî açıklamaların gecikmesi, bilgi boşluğu oluşturulması ve bu boşluğun “Yönetimde ben olsam çözerim” diyerek kendisini kurtarıcı ilan eden siyasi fırsatçılara bırakılması kabul edilemez. Süreç nereye giderse gitsin, kime uzanırsa uzansın; devletimizin gereğini yapacağından kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü mesele yalnızca siyasi bir tartışma değil; vatandaşın devlete, ekonomiye, piyasalara ve adalete olan güven meselesidir!
Kaynak: Karar



