Diyarbakır izlenimleri: ‘Şimdi ne oldi?’
Özet haber: Hafta sonu TÜYAP Diyarbakır Kitap Fuarı’ndaydık.

Hafta sonu TÜYAP Diyarbakır Kitap Fuarı’ndaydık. Sıkıştırılmış zamanda da olsa şehrin nabzını tutmaya çalıştık. Konu Türkiye’nin iç barışı olunca, nasıl bir Türkiye isteriz sorusuna yanıt olunca şu cümleyi kurmayı severim: İzmir’de Pasaport’tan birinci kordona nasıl yürüyorsak, Diyarbakır’da Dört Ayaklı Minare’den Ulucami’ye öyle yürüyebilmeliyiz! Cumartesi günü öğle saatlerinde bu yürüyüşü yaptık.
Harput dibek kahvesi, meyankökü şerbeti, Mardin şekeri ikramlarını aldık. Esnafla sohbet ettik. İç ve dış turizm canlanmış. Bir grup eli fotoğraf makineli görünce ayrıca selamlaştık. Adanalı Fotoğraf Sanatçıları grubuymuş. Şehirde “şimdiki zaman” güzel ve umutlu. Soru şu: Yakın gelecekte ne olacak? Diyarbakırlıların çoğu ekonomiden siyasete güncel gelişmelerle ilgili.
Bir esnaf düşüncesini şöyle özetledi: “Bunca yaşadıklarımızdan sonra barış ortamına seviniyoruz. Ancak devamının nasıl geleceğini kestiremediğimiz için ‘Şimdi ne oldi’ diye birbirimize soruyoruz.” Gaffar Okkan adının caddeden, okuldan sonra ciğerciye de verildiğini gördük! *** Şehirde politika kadar çok konuşulan, hatta politika ile iç içe bir konu daha var: Futbol! Amedspor yaşamın her alanını etkiliyor.
Anadolu’nun farklı şehirlerinden gelen takımlara ciğerden burma kadayıfa her türlü ikramı yaptıklarını söyleyip ekliyorlar: “Biz de aynı kabulü görmek istiyoruz!” Ağustos sonundaki Amedspor-Trabzonspor maçı hâlâ konuşuluyor. 33 bin kişilik statta en az 40 kişinin olduğu konuşuluyor. Biletler karaborsaya düşmüş. Bine yakın Trabzon taraftarı da tribünde yerini almış. 16 yıl sonra Diyarbakır’da ilk büyük lig maçı.
İki heyecanlı taraftar grubu. Bir Diyarbakırlının yorumu şu oldu: “Aramızdaki fark onların deniz görmüş olması.” 10 Ekim’deki Gençlerbirliği-Amedspor maçı bir hafta öncesinden konuşulmaya başlamıştı. Şu sözü bir kez daha anımsadık: Futbol, sadece futbol değildir! Biri Park 75’te biri fuarda iki aile ile tanıştık. Parkta oğluyla piknik yapan kadın Aydınlıymış. Az sonra eşi geldi. O Diyarbakır doğumlu.
Aydın’dan tayinle geldiğinde, “5 yıl kalır dönerim” demiş. 15 yıldır Diyarbakır’da. Fuarda da Uşak-Diyarbakır evliliğini dinledik. Başlangıç tartışmalı olmuş. Şimdi aileler tatili birlikte yapıyormuş. Düşüncemizi bu köşede daha önce de vurgulamıştık: Türkiye’de 25 milyona yakın aile var. Yaklaşık 3 milyonunda eşler farklı kökenlerden. Düğünleri yapanlar, düğümleri de çözerler!
*** Kitap fuarındaki yelpaze hayli geniş ve çok farklı renkleri barındırıyordu. Biz Cumhuriyet Kitapları standındaydık. Şu tür sitemleri dinledik: “Türkiye ölçeğinde iyi bilinen yayınevleri var ama daha fazla olmasını beklerdik!” Fuara gelenler gelmeyenlere bunu iletir! Kürt-İslam sentezi ağırlıklı bir yayın grubu vardı.
Diyarbakırlı Yazarlar Birliği standındakiler bizi ziyarete gelince iade-i ziyaret istediler, kırmadık. Kürtçe kitaplar yayımlayan yayınevlerinden yazarlar da “Okuyamayacaksınız ama imzalayıp vermek isteriz” dediler. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin gelişmelere farklı yaklaşımlar var.
Kendisini herhangi bir partiyle bütünleşik hissetmeyen ama politikayla çok yakından ilgilenen Diyarbakırlı kitapseverlerin yaklaşımı şu: “Bu kent yüzünü barışa döndü. İyi değerlendirin!” DEM Parti’nin son kongresinde Öcalan ağırlıklı olması ama Demirtaş ’ın dillendirilmemesi hâlâ konuşuluyor.
Bizim de yeri geldikçe vurguladığımız, “eve dönüş”ten “barış süreci” ne değişik adlarla yaşama geçirilmeye çalışılan daha önceki 10 deneme sonrası yaşananları unutmamış olanları dinledik. Şimdi 11. denemedeyiz! Diyarbakır’da her kesimin beklentisi büyük ama hepsini bir adım geriye çekilmiş gördük! Bütün beklenti bir adım sonrasında!
Kaynak: Cumhuriyet



