Fransa borç kıskacında: 125 milyar euroluk kesinti planı
Özet haber: Fransa’da kamu borcu yüzde 119’a yaklaşırken faiz giderlerinin 2027’de 91,2 milyar euroya çıkması bekleniyor. Hükümet 54 milyar euroluk sıkılaşmaya hazırlanırken Marine Le Pen beş yılda 125 milyar euroluk kesinti vaat ediyor.

Fransa’da büyüyen kamu borcu, yükselen tahvil faizleri ve yaklaşan 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi aynı noktada birleşti. Ülkenin bozulan mali görünümü artık yalnız hükümetin bütçe politikasını değil, seçim yarışındaki adayların ekonomi programlarını da doğrudan etkiliyor. Hükümet 2027 bütçesiyle açığı kontrol altına almaya çalışırken Marine Le Pen çok daha geniş bir harcama kesintisi programı hazırlıyor.
Piyasalar ise siyasi vaatlerden çok, Fransa’nın artan borçlanma maliyetini nasıl düşüreceğine odaklanıyor. Borç büyüyor, faiz faturası 91 milyar euroyu aşıyorFransa’nın kamu maliyesindeki baskının merkezinde yüksek borç ve hızla büyüyen faiz giderleri bulunuyor. Kamu borcunun milli gelire oranı yaklaşık yüzde 119 seviyesine ulaşırken, hükümet 2026 yılı bütçe açığının milli gelirin yüzde 5,4’üne çıkmasını bekliyor.
2027 bütçesinde hedef açığı yüzde 5’e indirmek. Ancak bu süreci zorlaştıran temel unsurlardan biri borcun finansman maliyeti. Fransız hükümetinin bütçe belgelerine göre kamu borcuna ödenen faiz 2026’da 79,2 milyar euro seviyesindeyken 2027’de 91,2 milyar euroya çıkacak. Yalnızca bir yıldaki artış 12 milyar euroya ulaşıyor.
Faiz giderlerinin büyümesi eğitim, sağlık, savunma ve kamu yatırımları gibi alanlarda bütçenin hareket alanını daraltıyor. Tahvil faizlerinin daha da yükselmesi halinde borcun çevrilme maliyetinin ilerleyen yıllarda daha ağır hale gelmesi de mümkün. Bu nedenle Fransa açısından sorun yalnız mevcut açığın büyüklüğü değil.
Yüksek borç, artan faiz gideri ve düşük büyümenin aynı dönemde ortaya çıkması maliye politikasının seçeneklerini giderek azaltıyor. Hükümet 54 milyar euroluk sıkılaşmaya hazırlanıyorBaşbakan Sébastien Lecornu hükümeti, 2027 yılında kamu maliyesini toparlamak amacıyla toplam 54 milyar euroluk bir düzeltme programı hazırladı.
Bunun 43 milyar euroluk bölümü 2027 bütçesi ve sosyal güvenlik bütçesinde yer alan yeni tedbirlerden oluşuyor. Daha önce alınmış kararların gelecek yıl yaratacağı ilave etkiyle birlikte toplam mali düzeltmenin 54 milyar euroya ulaşması öngörülüyor. Hükümet kamu harcamalarının milli gelir içindeki payını yüzde 57,1’den yüzde 56,9’a indirmeyi hedefliyor. Program yalnız harcama kesintilerinden oluşmuyor.
Emeklilik ödemelerinde bazı sınırlamalar, sağlık harcamalarında tasarruf, hastalık ödemelerine yönelik değişiklikler ve çeşitli vergi düzenlemeleri bütçedeki temel başlıklar arasında bulunuyor. Buna karşılık hükümet gelir vergisinin genel tarifesinde geniş kapsamlı bir artış planlamıyor. Büyük şirketlere uygulanan ek kurumlar vergisinin de azaltılması öngörülüyor.
Paris yönetimi böylece bir yandan piyasaya bütçe disiplininin sağlanacağı mesajını vermeye, diğer yandan ekonomik faaliyeti daha fazla baskılayacak geniş çaplı vergi artışlarından kaçınmaya çalışıyor. Le Pen beş yılda 125 milyar euro kesinti vaat ediyorMarine Le Pen’in programı ise hükümetin hazırladığı bütçe paketinden çok daha kapsamlı bir harcama azaltımı öngörüyor.
Le Pen, Fransa’nın kamu açığını kalıcı biçimde aşağı çekmek amacıyla yılda yaklaşık 25 milyar euro, beş yıllık dönemde ise toplam 125 milyar euro harcama kesintisi yapmayı hedefliyor. Önerilen programın merkezinde kamu açığının her yıl milli gelirin en az 0,5 puanı kadar azaltılmasını öngören bağlayıcı bir mali kural bulunuyor.
Le Pen’in hedefi kamu açığını 2026’daki yüzde 5,4 seviyesinden 2032’de yüzde 2,9’a kadar indirmek. Plan kapsamında kamu yönetiminin küçültülmesi, bazı kamu kurumlarının kaldırılması veya birleştirilmesi, sosyal harcamalarda değişiklik yapılması ve Fransa’nın Avrupa Birliği bütçesine yaptığı katkının azaltılması gibi başlıklar bulunuyor.
Le Pen ayrıca bu mali kuralın hukuken bağlayıcı hale getirilmesini ve referanduma götürülmesini istiyor. Ancak 125 milyar euroluk toplam tasarrufun hangi kalemlerden ne kadar sağlanacağı piyasanın yakından izleyeceği başlıklardan biri olacak. Çünkü Fransa’da seçim yarışındaki ekonomi programlarının karşısında artık yalnız seçmen değil, tahvil piyasası da bulunuyor.
Tahvil ve euro baskısı Türkiye’yi de ilgilendiriyorFransa’daki bütçe tartışmasını küresel piyasa gündemine taşıyan asıl unsur tahvil faizlerindeki yükseliş oldu. Fransız 10 yıllık tahvilleri ile Almanya’nın aynı vadeli tahvilleri arasındaki faiz farkı son dönemde Euro Bölgesi borç krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaştı.
Yatırımcıların Fransa’dan daha güvenli görülen Alman tahvillerine yönelmesi, Paris’in borçlanma maliyetini daha da artırıyor. Fransa’daki siyasi belirsizlik ve bütçe açığının nasıl düşürüleceğine ilişkin soru işaretleri euro üzerinde de baskı oluşturuyor. Avrupa ortak para birimi son günlerde dolar karşısında 17 ayın en düşük seviyelerine kadar geriledi. Bu durum Avrupa Merkez Bankasının işini de zorlaştırıyor.
ECB bir yandan yüksek enflasyon nedeniyle faiz politikasını sıkı tutmak zorundayken diğer yandan Euro Bölgesi ülkelerinin tahvil faizleri arasındaki farkın hızla açılmasını izliyor. Fransa’daki gerilimin İtalya, Belçika veya diğer yüksek borçlu ülkelere yayılması halinde Avrupa’nın borç sorunu çok daha geniş bir piyasa riskine dönüşebilir. Türkiye açısından da iki kanal önem taşıyor.
Avrupa Birliği Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı. Eurodaki değer kaybı ihracat gelirlerinin dolar karşılığını etkileyebilir. Avrupa ekonomisinin yüksek faiz ve mali sıkılaşma nedeniyle yavaşlaması ise Türkiye’den gelen ürünlere yönelik talebi baskılayabilir. Bu nedenle Fransa’daki 125 milyar euroluk kesinti tartışması yalnız seçim vaadi olmaktan çıkıyor.
Avrupa’nın ikinci büyük ekonomisindeki borç, faiz ve bütçe baskısı eurodan ihracata kadar daha geniş bir ekonomik alana yayılıyor.
Kaynak: Dünya



