Serkan Bayram özür diledi, sözleri de hükümsüz mü?
Özet haber: Ne oldu şimdi? AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın, partisinin isteği üzerine mecburen özür dileyip geri adım atması, kendi iradesiyle söylediği, toplum vicdanında karşılık bulan bütün şu sözleri de hükümsüz mü oldu?

Ne oldu şimdi? AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın, partisinin isteği üzerine mecburen özür dileyip geri adım atması, kendi iradesiyle söylediği, toplum vicdanında karşılık bulan bütün şu sözleri de hükümsüz mü oldu?
AK Partinin hukukçu vekili Bayram, yüzbinlerce insanın mağduru olduğu fon vurgununda vurgun yapan AK Parti’nin Sosyal Politikalarından sorumlu başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya için dedi ki:
“Bir sürü insanın, engelli kardeşlerimizin hakkını elinden aldık. Fatma Betül yesin diye mi? Bir de sosyal politikalara bakıyor. Kimse kusura bakmasın, herkes bedelini ödesin. Yol arkadaşlarıma, bize haksızlık. Cumhurbaşkanımıza haksızlık. Artık içim acıyor.”
Fon vurgununda ismi geçenlerin kim olduğuna bakılmaksızın hesap sorulmasını, AK Parti’nin gerçek manada arınmasını isteyen Bayram dedi ki:
“Genel başkan yardımcıları var deniyor, bürokrasiden kimseler var deniyor, bakan yardımcılardan var deniyor. Kim varsa bunun içinde temizlensin. Partimiz gerçek manada aklansın.”
Adalete güvenin ekonomiyle de bağlantılı olduğunu ifade eden Bayram “Adaletin olmadığı bir yerde yatırım olmaz, yabancı sermaye gelmez, gelmiyor da kaçıyor” dedi ve bir hukukçu olarak muhalefet partilerine işleyen özel hukuk tarifesi için de “Belediye başkanı seçilmiş, sabah alıyoruz. Niye alıyoruz? Çağırsan gelir zaten ya. Bütün belediye başkanlarımız için geçerli bu, yazıktır” dedi.
Yargı sisteminin evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde işlemesi, yargının bağımsız ve tarafsız olması yalnızca adaletin tecellisi için değil, ekonominin sağlıklı işlemesi için de gerekli.
Hukuk bu yüzden aynı zamanda ülkeler için vatandaşın ekmeğidir.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2023 yılından bu yana adalet olmadan ekonomiyi düzeltmeye çalışıyor, düzeltebiliyor mu?
Şimşek, göreve geldiğinden bu yana yabancı yatırımcıları Türkiye’ye gelmeye ikna etmek için dünyanın dört bir yanında toplantılar yapıyor, yatırımcıları birebir de ikna etmeye çalışıyor, sonuç alabiliyor mu?
Adalet duygusunun olmadığı, hukuk güvenliğinin ve hukuk öngörülebilirliğinin zedelendiği bir ülkede ekonomi ne kadar düzelirse Şimşek de ülkemizde ekonomiyi o kadar düzeltebildi. Daha ötesi yok.
Ve bırakın yabancı yatırımcıyı, ülkemiz kendi yerli yatırımcısını kaybetmeye başladı.
AK Partili Bayram “Zehra Taşkesinlioğlu’nun üzerine gidilseydi bugün bunlar olmazdı” dedi.
Eğer AK Parti Zehra Taşkesenlioğlu hakkındaki rüşvet iddialarının bulunduğu dosya, ifadesi dahi alınmadan kapattırmasaydı, bu iddiaların üzerine gerçekten gidilseydi, hakkında yapılan 213 suç duyurusu sonuçsuz kalmasaydı, bugün Fatma Betül Sayan Kaya ve önümüzdeki günlerde karşımıza çıkabilecek diğer “Fatma Betül Sayan Kayagiller” ortaya çıkmayacaktı.
Dolayısıyla mesele yalnızca kişiler meselesi değildir, Zehra Taşkesenlioğlu sebep, Fatma Betül Sayan Kaya neticedir.
Ülkeyi 24 yıldır aralıksız yöneten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlçe başkanı bulamam” demek yerine “Olmaz olsun öyle ilçe başkanları” deyip Siyasi Etik Yasası’nı çıkarsaydı, bugün AK Parti’yi siyaset yapmanın değil, zenginleşmenin aracı hâline getiren milletvekilleri, bakan yardımcıları ve eski bakanlar karşımıza çıkmayacaktı.
Fatma Betül Sayan Kaya ortaya çıktı, deşifre oldu. Biz daha “163 milyon lirayı nereden buldunuz?” diye sorarken, bu kez Kaya ailesine ait yüz milyonlarca liralık evler, araziler ve taşınmazlar gündeme geldi. Anlaşılan o ki daha bu servetin derinliğini, genişliğini, enlemini, boylamını bilmiyoruz.
Fatma Betül Sayan Kaya tek değil, AK Partinin içinde AK Parti’yi kendine zenginleşme aracı haline getirenlerden belki de en masumu, en az zenginleşeni. Fon soygununda belki de en az vurgun yapanıdır.
Mesela şu sözleri söylememiş mi oldu şimdi? Ya da şöyle söyleyeyim “geri adım atınca” şu düşüncelerinden de geri adım atmış oldu mu?
“Toplum inanılmaz rahatsız. Bu ülkenin evladıyım, bu milletin ne dediğini ne hissettiğini görüyorum. İçim yanıyor, adalet böyle giderse, Türkiye uçuruma gider. Millet aç, millet intihar ediyor, emekli zorda, cami cemaati konuşuyor, her yerdeyim, görüyorum. Günlerdir uyuyamıyorum. ”
Mesela artık şu sözlerinin tam aksini mi düşünüyordur?
“2024 seçimlerinde genel merkez ahbapçılık yaptı, bir sürü yeri kaybettik. Üsküdarı kazanamıyorsun, meclis üyelerini tutukluyorsun. Sahada kazanamadığını masada kazanmak. Bu mu, utanıyorum. Bileğimizin gücüyle kazanacağız.”
AK Parti’nin kurucusu kırk yıllık siyasetçi, sözde demokrat, hukukçu Hayati Yazıcı, bir kere olsun bu ülkedeki adaletsizliklerden rahatsız olmadı, huzursuz olmadı “Adaleti paspa etmeye kimsenin hakkı yok, adaleti yitirirsek herşeyimizi yitiririz” sözünü keşke Hayati Yazıcı’dan duysaydık. Oğlunun uğradığı adaletsizliğe çıkardığı sesinin onda birini bu ülkedeki hukuksuzluklar için çıkarmadı, çaba sarf etmedi maalesef.
Serkan Bayram üç dönemdir AK Parti milletvekiliymiş. Yani partisini tanımayan bir siyasetçi değil. Yapacağı eleştirinin, göstereceği tepkinin bedelinin ne olduğunu ne olacağını bilen bir siyasetçi.
Nitekim kendisine geri adım attırılacağını muhtemelen o da biliyordu. Zaten çoğumuz için Serkan Bayram’ın geri adım atması şaşırtıcı olmadı. Asıl şaşırtıcı olan, ölüm sessizliğine bürünen AK Partililerin arasından bir siyasetçinin çıkıp konuşmasıydı. Fazlasıyla umutlandım.
Arayıp kendisini tebrik edenlerden biri de ben oldum.
İtiraf etmeliyim ki fon skandalı bile beni Serkan Bayram’ın konuşması kadar şaşırtmadı. Çünkü AK Parti içinde zenginleşen, AK Parti’yi kendisi için bir zenginleşme aracına dönüştüren, haksız kazanç iddialarıyla anılan imtiyazlı bir çevrenin bulunduğu yıllardır tartışılıyor. Toplum, AK Parti’de siyasete giren ya da bürokraside görev alan bazı isimlerin kısa sürede nasıl büyük servetlere ulaştığına dair tartışmaları görmüyor mu?
Bir diğer şaşırtıcı husus ise AK Parti Genel Merkezi’nin Serkan Bayram’a tam 48 saat tahammül etmiş olmasıydı. Oysa daha NOW TV’de konuştuğu ilk gün kendisine geri adım attırılabilirdi.
Geri adım attırılacağını, sözlerinden dolayı linç edileceğini, dışlanacağını bile bile çıktı ve vicdan terazisinde konuştu.
AK Parti içinde Serkan Bayram gibi vicdanını önemseyen, çıkıp konuşan, itiraz eden 20 milletvekili olsaydı AK Parti buralara savrulmazdı.
Dolayısıyla Serkan Bayram’ın inandıklarını söylediğini bu toplum biliyor. Hangi şartlar altında geri adım attığını da… Dolayısıyla Serkan Bayram özür mesajı paylaşınca, geri adım atınca sözlerinden de geri adım atmış olmadı. Zaten sözlerinden pişmanlığını dile getirmiyor.
Kaynak: Karar

