Önce seyrettik şimdi yıkıyoruz
Özet haber: İstanbul’da 6 cana mal olan sel felaketi sonrası yine tanıdık manzara... Dere yataklarına kaçak binalar dikilirken denetimden sorumlu kurumlar kılını kıpırdatmadı. Ruhsatsız yapılar elektrik ve su hizmetiyle ödüllendirildi. Yaşanan facianın ardından ise riskli yapılar saatler içinde yıkıldı.

Türkiye’nin kalbi İstanbul'da metrekareye düşen 272 kilogramla 84 yılın yağış rekoru kırılırken, yaşanan can kayıpları çarpık yapılaşma ve denetimsizlik gerçeğini bir kez daha yüzümüze çarptı. Sel sularının 2,5 metreye kadar yükseldiği Sarıyer Ayazağa'da yıllarca varlığına göz yumulan, elektrik ve su abonelikleri verilerek fiilen yasallaştırılan dere yatağındaki yapılar için acil yıkım kararı alındı. Afet alanını ziyaret eden İstanbul Valisi Davut Gül kepçelerin bölgeye girerek 19 dükkan, 2 konut, Kur'an Kursu, lojman, stadyum ve tribünlerin yıkımını 1-2 saat içinde tamamlayacağını söyledi. Afetzedelere milyonlarca lira destek verileceğini açıkladı.
Vali Gül, bölgedeki temel problemleri şu sözlerle aktardı: “Birincisi zaten dere yatağındaydı. İkincisi binalar depreme dayanıksızdı. Üçüncüsü yerler tapusuz ve ruhsatsızdı. Hemşehrilerimizi mağdur etmeden, o hizmetlerin daha uygun yapılabileceği yerleri de ayarlayarak yıkımı gerçekleştirdik.” Yıllarca taşkın riski altında yaşamasına rağmen altyapı hizmetleri ulaştırılan ve hatta üzerlerine kamuya açık alanlar inşa edilen dere yatağındaki işgallerin, yaşanan can kayıpları ve ağır maddi hasarın ardından tahliye edilmesine vatandaşlar tepki gösterdi. “Kaçak yapılara neden göz yumuldu? Neden elektrik, su bağlandı? Yıllar sonra neden şimdi yıkılıyor” diye isyan etti.
İstanbul’da 84 yılın yağış rekorunun kırılması sonrası 6 cana mal olan afet, dere yataklarındaki yapılaşmayı yeniden gündeme getirdi. Ancak yetkililerin hiçbir şey olmamış gibi sadece birkaç yapıyı yıkıp ‘Dere yatağını temizliyoruz’ demesi, kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Selden en çok etkilenen yerlerden Ayazağa ve Cendere Vadisi dere çevresinde imar izni verilen AVM’ler, plazalar, okullar ve hastaneler tartışma konusu oldu.
İstanbul günlerdir şiddetli yağışın yol açtığı felaket ile mücadele ediyor. 14 Ekim’de başlayan kuvvetli sağanak sonrası 84 yılın yağış rekorunun kırıldığı kentte, yolların göle döndü, yüzlerce araç sel sularına kapılarak metrelerce sürüklendi ve 6 kişi hayatını kaybetti. Kayıp 2 kişiyi arama çalışmaları sürerken, yaşanan felaket dere yataklarındaki yapılaşmayı yeniden tartışmaya açtı. Geçmiş yıllarda da benzer taşkınların yaşandığı bölgelerde yapılaşmaya izin verilmesi ve risklere rağmen önlem alınmaması, kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
Selden en çok etkilenen yerlerden Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde incelemelerde bulunmasının ardından sorunun kaynağının çarpık kentleşme olduğunu ifade eden Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, derelerin ıslah edileceğini açıkladı. Ardından İstanbul Valisi Davut Gül ise Ayazağa’da dere yatağındaki yapıların yıkımına başlandığını ve yıkımların ardından İSKİ’nin dere ıslahı çalışmalarını yürüteceğini açıkladı. Gül, yıkılan yapıların dere yatağında bulunmasının yanı sıra depreme dayanıksız, tapusuz ve ruhsatsız olduğunu belirtti. Bölgede toplam 19 dükkân, 2 konut, bir Kur’an kursu, stadyum ve tribünlerinin yıkılması planlanırken, aynı gün Ayazağa Atatürk Stadı’nda yıkım başladı. Gül, dün yaptığı açıklamada ise “Bir binamız kaldı, onu da yıktığımızda, İSKİ’nin dere ıslahı projesinde yer alan ve yapılmasının önünde engel teşkil eden binaların tamamı kalkmış olacak” ifadelerini kullandı.
Öte yandan temizlik ve hasar tespit çalışmaları sürdüğü bölgede Kentsel Dönüşüm Başkanlığı ofis kurdu. Vatandaşlara kendi imkânlarıyla, müteahhit aracılığıyla veya TOKİ üzerinden yeniden yapım seçenekleri sunulurken, selden etkilenen esnafa TESK 80 milyon, Aile Bakanlığı ise 200 milyon lira destek sağlayacak. Ayrıca bin kişilik istihdam kontenjanı ayrıldı.
Ancak geçmiş yıllarda da benzer taşkınların yaşandığı bölgelerde yapılaşmaya izin verilmesi ve risklere rağmen önlem alınmaması, kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor. Ayazağa ve Cendere Vadisi’nde dere çevresindeki konutlar, AVM’ler, plazalar, okullar ve hastaneler tartışma konusu olurken, uzmanlar incelemelerin yalnızca kaçak yapılarla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle Vadistanbul AVM’nin bazı bölümlerini ve otoparkını su basması, imar izinli yapıların taşkın güvenliğini de gündeme taşımış durumda.
Peyzaj mimarı Dr. Hülya Dinç’in İstanbul’da içme suyu havzaları dışındaki 168 ana dereyi kapsayan araştırmasına göre, derelerin yüzde 64’ü fiziksel değişime uğradı, yalnızca 60’ı doğal yapısını korudu. Dere yataklarının değiştirilmesi, daraltılması ve üzerlerinin kapatılması, yağmur suyunun doğal akışını etkileyen başlıca sorunlar arasında gösteriliyor. 2014-2018 yılları arasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarlığı yapan Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dere yataklarının üzerine inşa edilen binaların zemin güvenliğinin incelenmesi gerektiğine dikkat çekti. “Bu nasıl oluyor; binanın altı dere. İstanbul’da evin dibinden, kaldırımın altından dere akıyor?” diyen Öztürk, imar izni veren, denetleyen ve inşa edenler hakkında da gerekli işlemlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Oda TV’nin haberine göre, AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki ise Cendere Deresi’nde 1997’de yaşanan seli hatırlatarak bölgenin geçmişten beri taşkın riski taşıdığını vurguladı. Aradan geçen yıllara rağmen aynı bölgede yeniden sel yaşanması, yapılaşma kararlarının ve alınan önlemlerin yeterliliğine ilişkin tartışmaları artırırken “Risk biliniyorsa bu alanlarda neden yapılaşmaya izin verildi?” sorusunu gündeme getirdi.
Şiddetli yağışın etkili olduğu Şile’nin Kumbaba Mahallesi’nde derenin taşması sonucu yollar su altında kaldı, çok sayıda ev ve villayı su bastı. Evleri ve eşyaları zarar gören vatandaşlar kalıcı önlem alınmasını istedi. Vali Gül, taşkınların ardından hasar tespiti yapılacağını ve benzer olayların tekrarlanmaması için gerekli çalışmaların yürütüleceğini söyledi. Pendik Ahmet Yesevi Mahallesi Baysal Sokak’ta ise bitişikteki inşaat kazısı ve şiddetli yağış nedeniyle bir binanın bahçesinde toprak kayması meydana geldi. Kaymanın binanın temel zeminine kadar ulaşması üzerine bina sakinleri tedbir amacıyla tahliye edildi. Polis, zabıta ve AFAD ekipleri bölgede güvenlik önlemleri alırken risk değerlendirmesi başlatıldı.
İstanbul’da sel felaketinin ardından kayıp olarak aranan Türkmenistan uyruklu Murat Babajanov’un (30) cansız bedeni Haliç’te bulundu. Babajanov’un bulunmasıyla sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 6’ya yükseldi. Bulunan cenazenin, ekiplerin incelemelerinin ardından Adli Tıp Kurumu’na götürüleceği öğrenildi. İstanbul Valisi Davut Gül, 17 kilometrelik dere hattının tamamında karada, nehirde ve denizde arama yapıldığını; Sahil Güvenlik ve su altı ekiplerinin de çalışmalara katıldığını söyledi. Öte yandan Sarıyer’de 14 Ekim’de yaşanan selde kaybolan Ahmet Derin’in (63) içinde bulunduğu aracın sel sularına kapılarak sürüklendiği anlara ait ortaya çıkan görüntülerde, çevredekilerin “İçinde adam var vallahi. Allah sen yardım et” sözleri duyuldu. Derin ile aynı selde kaybolan Haşim Ciritoğulları’nı (55) arama çalışmaları sürüyor.
Kaynak: Karar



